22 Haziran 2009 Pazartesi

Zaman...

Uzun gelir bazı zamanlar. Belki bir kişi için o sırada en hızlı geçen zamandır bu. Belki başkası için diğer zamanlardan hiç farkı yoktur "o" zamanın. Ama senin için farklıdır işte, geçmez zaman. Durur günlerce, durur yerinde, aylarca durur. Zaman geçer, yine durur. Zaman geçmez, yine durur.

İki çeşidi vardır bu zaman durmalarının. Birincisi: geçen her saniye sana bir gün hatta bir hafta gibi gelebilir. Ki böyle zamanlar düşünüldüğünün aksine elinde sonunda geçer. Ki yine düşünüldüğünün aksine kısa sürede geçmiştir.

İkincisi daha vahimdir. Bunda: aylar geçer yıllar geçer, sende zamanın akış hızı değişmez. Ama zamanın hızı değişmese de getirleri değişir. Yani hayatının değişim süresi değişir. Garip oldu bu haklısınız. Şöyle açıklanabilir: bir belirsizlik vardır, bu belirsizlik zamanla geçmelidir; ama geçmez, gerekenden fazla zaman geçtiği halde giderilmez. Bu işte zamanın durduğu anlardandır. Zaman aslında durmamıştır; ama sonuçları, getirileri, değişimleri durmuştur. Siz böyle bir zamana, akan zaman diyebilirmisiniz?

İşte ikinci duran zaman durumunu yaşıyorum. Akıyor zaman saatler, günler geçiyor. Ama bir değişim yok. Herşey, herkes belirsiz... Zamanımı kurtarmaya çalışıyorum. Ama bazen bazı şeyler elinde olmuyor insanın. Bu nedenle: zamanımı zamana emanet ediyorum. Zamanın değişim özelliğinden zamanlarım da bir parça faydalanır belki diye...

Hiç yorum yok: